Bir Babanın Günlüğü Part -1-

Arkadaşlar herkese selamlar,

Geçtiğimiz yıl başı civarında güzel bir kızım oldu ve o andan itibaren artık bir baba olmuştum..

Önce ne olduğunu anlayamadım.. Zaten hastaneden çıkana kadar olan 3 günde herhalde topu topu 3-4 saat ya uyudum ya uyuyamadım.. Hatta gırtlağına çok düşkün bir insan olarak yemek bile yiyemedim.. 3. günün sonunda kendimi kebapçıda garsona meram anlatırken bulmuştum.. E uykusuzluk ta bir yere kadar.. 🙂 (ama ne kebaptı :))) )

Anlayacağınız şu ki doğum gerçekleştikten sonra bir emir eri oluyorsunuz ve kim nereye çekse oraya gider bir hal alabiliyorsunuz zaman zaman..

Bunun olmaması için başımdan geçen olaylardan çıkardığım tecrübeleri sizinle paylaşmak istedim ve bu yazıyı yazmaya karar verdim..

Öncelikle kesinlikle ve kesinlikle doğum şu gün olacak.. doktor sezeryanla alacak zaten rahat rahat gideriz hastaneye gibi bir mantığa bürünmeyin.. içeride ki ufak dostumuz kafasına estiği an gelebiliyor..

Doğuma doğru eşiniz geceleri zaman zaman ağrı ile uyanacaktır. biraz zaman geçtikten sonra ağrı kesilecek ve tekrar uykuya dalacaktır.. Bir süre sonra bu size normal gelmeye başlayacak ve eşinizde sizde rutin olduğu için önemsememeye başlayabilirsiniz.. burada en önemli nokta ağrıların ne kadar da bir geldiğidir.. eğer ağrılar 10 dakikadan az sıklıkta geliyorsa hemen doktorunuzu aramanızı öneririm..

Eşinizin ağrılarının sıklaşmış olması hatta suyunun gelmiş olması çat diye orada doğuracağı anlamına gelmez.. PANİK YOK.. Acele etmeniz gerekmektedir çünkü su gelmesi demek kesenin yırtılması ve mikrop kardeşlerin bebeğe ulaşma yolunun açılmış olması demektir. Ancak henüz o bölgede bir mikroorganizma bulunmadığı için ilk etapta bir risk yoktur. Panik yapmadan telaşlanmadan ama hızlıca hastaneye gitmek gerekir. Sakinlik bu aşamada en önemli olan şey dir. Birinin (ki o birinin siz olmasını öneririm) aklı başında durması gerekecektir ki eşiniz zaten o durumda acı çekiyor olacak ve ondan mantıklı olmasını bekleyemezsiniz.. Kendiniz sakin durup eşinizi de sakinleştirmeniz gerekmektedir. (Biz de eşimde panik yapmadı bu arada.. gayet sakin bir şekilde hastaneye gitmiştik.. tek panik yapan annemdi ki kendisi emekli hemşiredir 🙂 )

Dediğim gibi içerideki ufak dostumuz pek randevu dinlemiyor.. Bunun için muhakkak bir hastane çantası 7. aydan itibaren hazır ve nazır şekilde beklesin.. İçerisinde eşinizin geceliği, terlikleri, bebişin kullanacağı tulum, bebek bezi, pişik kremi vs.. gibi eşyalar olacaktır ki zaten aklınız yerindeyken hazırlayacağınız için bunları saymama gerek yok.. Bu çantanın içerisine aslında koyabileceğiniz bir şey de doğuma girerken ebe nin yada hasta bakıcının sizden isteyebileceği fotoğraf makinesı olabilir :).. ben telefonu vermiştim.. apar topar çıktığımız için gül gibi profesyonel fotoğraf makinem evde kalmıştı..

Doğum eğer sezeryan olacaksa ilk 15 dakikada yeni dostumuz ve canınızın bir parçası gelecek, takriben 45 dakika sonunda da eşiniz yatağına yatmış olacaktır.. Bu noktada hasta bakıcıya vs. kişilere bahşiş vermeniz gerekecektir.. bunu da düşünüp doğum çantanıza zulalaya bilirsiniz ki insanın her zaman yanında bozuk para olmuyor.. sıkıntı olabiliyor..

Yeni dostumuz da bir sıkıntı yok ise sizin yanınıza getireceklerdir ve sadece gerekli durumlarda (beslenme, tahlil, tartım vs.) bebek bakım odasına götüreceklerdir..

Bu noktada çocuğu yalnız bırakmamanız önemli.. Peşinden gidin ve ne yaptıklarına bakın.. neden yaptıklarını sorun.. burada öğrenecekleriniz size ileride referans bilgiler olabilir ve işinizi kolaylaştırabilir. Özellikle ek gıda verirlerse ne kadar verdiklerini ve ne kadar yediğini her seferinde muhakkak sorun ki ufaklığın ne tükettiğini bilin ona göre takip edebilin..

Bu arada ufaklık doğumdan sonra 200-300 gr kaybedecektir bu da normal bir durumdur.. Kaybettiği şey vücudundaki su dur. Panik yok 🙂

Doğumdan önce almanız gereken şeylere gelelim.. Hastanede yaşanacaklar konusunda hatırlarsam tekrar yazarım.. 🙂

  1. Termos – İçi cam termos aramayın.. ben çok aradım uyduruk olanlarından kalmış piyasada onlar da hiç sağlıklı değil.. Direk gidip çelik termos alabilirsiniz. Ben Şahsen dünyada 1 numara olan Aladdin markasını tercih ettim.. Adına kanmayın Hollanda malı 🙂
  2. Sterilizatör – Mamajo nun bir sterilizatör ünü aldım.. gayet memnunuz.. dikkat edilmesi gereken bence bir kerede kaç termos ve ıvır zıvır şey alıp steril edebildiği.. her çalışması para ve uğraş sonuçta.. Bu konuda bir tavsiyem daha var.. kutusunu atmayın.. misafirliğe giderken taşımak için çok faydalı oluyor.
  3. Biberon – DR Brown gaz yapmayan, içinde mavi çubuk gibi bir şey olan modelleri var.. tavsiye ederim.. bizim gaz problemimiz hemen hemen hiç olmadı ama gerçekten mantığı az gaz yapacak şekilde tasarlanmış..
    • dar ağızlı biberon tavsiye etmiyorum.. içine mama koymak zor oluyor.. ağzı mama kaşığı kadar.. hele ki gece uykunuzdan kalkıp kafanız dönerken o ufak biberon ağzını tutturmak çin işkencesi.
    • sakın 120 cc lik biberon almayın.. gereksiz bir boyut.. 240 lık alın tepe tepe kullanın.. bir süre sonra 120 lik yetmiyor ve çöp oluyor.
    • En az 4 tane biberon almanızı tavsiye ederim.. Bizde ilk zamanlar 5 adet vardı çok rahat ettik..(1 i 120 lik ti attık.) topluca yıkanıyordu ve bütün gün temiz biberon derdi olmuyordu.
  4. Beşik – Anne ister istemez bebeği yanında isteyecektir ve bu da bir beşik ihtiyacını doğuracaktır. çok detaylı bir şeye gerek yok.. dönence ilk zamanlar pek işe yaramıyor.. olmasa da olur yani.. Asıl işe 2.5 – 3. aydan sonra yaramaya başlıyor ki o zaman da zaten beşikte değil yatakta yatıyor olması lazım.. ki 2.5 – 3. ay da kesinlikle yatağınızı ayırmanızı ve ufak dostumuzu kendi odasında yatırmanızı tavsiye ederim ki ileride sizin odanıza dadanmasın 🙂
  5. Kesinlikle göbek bağı bakım seti denilen o setlere para vermeyin.. bir işe yaramıyor.. tek almanız gereken ve işinize bir ihtimal yarayacak olan gazlı bez ve batikon.. onu da eczaneden alabilirsiniz.
  6. Süt sağma makinesi  – Süt sağma makinelerini kiralayanlar var.. aylık 100TL ye hastane tipi makinelari kiralıyorlar ve kesinlikle tavsiye ederim. daha sonrasında biz Avent in manuel olanını aldık ve iş görüyor..
  7. Ana Kucağı ve Puset – Set halinde almanız avantajınıza olacaktır çünkü ana kucağı pek taşınması kolay bir şey değildir. puset konusuna gelince;
    • küçük tekerlekli olması bebeğin daha az sarsılması için önemli..
    • hafif 7-8 kg civarında olması sizin için de bir konfor olacaktır.
    • Eğer set halinde alıcaksanız çift yönlü olmasının bir espirisi olmayacaktır.
    • Katlanma şekilini de atlammak lazım.. 2 tip katlan ma şekli mevcuttur.. Birincisi ve en yaygın olanı boydan katlanan pusetler, 2. si ise kitap gibi 2 ye katlanan pusetler.. 2. seçenek katlandığında yer kaplaması açısından gerçekten avantajlı ki özellikle arabanız var ise bagajda daha az yer kaplar..
    • Uzay arabasına benzeyen kocaman tekerlekli pusetlerden uzak durmanızı tavsiye ederim.
    • Bir diğer konuda güvenlik. Kesinlikle 5 noktadan bağlı emniyet kemeri olması gerekli.. Ayrıca ne ana kucağına nede arabaya oda dan odaya taşırken bile çocuğu bağlamadan koymayın.. kaza geliyorum demez.. ki bizim başımıza geldi allahtan bağlıydı..
  8. Kremler – 7 aydan itibaren eşinizin çatlaklar için krem kullanması gerekebilir..
    • Krem konusunda Mustella nın ürünleri hem doğal hemde başarılıdır..
    • Pişik kremi olarakta gayet başarılı.. Mustella pişik kremi alacaksanız 1 tüpü 3 ay falan gidiyor.. ona göre hesaplayıp alın..
  9. Bebek Yağı ve Güneş Kremi – Bella-B bebek yağı ve 40 faktörlü güneş kremini öneririm.. Tamamen doğallar.. Yağ internette 45 TL civarı krem ise 65 TL civarında..
  10. Mama Sandalyesi – Aceleye gerek yok.. 6. ayından itibaren kullanacağı bir şeyi önceden para yatırarak evde yer kaplatmayın.. Alacağınız zamanda normal sandalye üzerine monte edilen Baby&Plus yağmur ormanı modeli güzel bence.. oyuncak falan da var önünde.. tavsiye edebileceğim bir model..
  11. Bebek bezi – Sakın ha sakın eve depolama yapmayın.. her çocuk her bezi kullanamaz.. bez pişik yapabilir.. biz 1 paket prima yeni doğan almıştık.. yarısında pişik yaptı ve değiştirdik.. paranız ziyan olur…
  12. Mama – Aptamil piyasadaki en besleyici ve kaliteli mama ancak kabız yapabiliyor. ufak dostumuz keçi kakası gibi kaka yaparsa ve aptamil kullanıyorsanız bilin ki ondan dır. biz  aptamil ile başladık sonra HIPP e döndük.. Bu noktada sakın 3-4 paketten fazla mama almayın.. çocukların inek sütüne alerjisi olabiliyor ve keçi sütü mamasına dönmenizi isteyebilir doktorunuz.. mamalar elinizde kalır.. ki bende hala 3 paket 1 numara HIPP mama var 🙂
  13. Mobilya – MASKO yada Modoko dan (istanbul ve yakın yerler için tabi) gidip bakın.. elinizde nakit paranız varsa direk olarak buraya nakiti yatırıp iyi bir pazarlıkla ciddi indirim alabilirsiniz. 4.600 liralık mobilyayı 3.800 liraya aldık. Ayrıca hepsi aynı malzemeyi kullanıyor sakın bizimki öyle onunki böyle diyenlere kanmayın.. Gidip kelebek doğtaş vs. gibi hazır mobilya satanlara para kaptırmayın.. hem malzemeleri daha kalitesiz hemde pahallı lar.. Üretici denk getirmeye çalışın.. Biz Modoko da Mutlu Bebe den almıştık.. Not: 1.5 – 2 saat pazarlık ettik.. 🙂
  14. Çanta – Bebek çantası diye dünyanın parasını dökmeyin.. Ben güzel bir tane laptop çantası aldım hanıma.. mis gibi de işimizi görüyor..
  15. Yan Yatma Yastığı – Bebekler bir süre kendi kendilerine yan dönemez ve yatamazlar. boğazlarına kaçacak tükürüklerini yada kusmaları durumunda kusmuklarını çıkarmak için sırt üstü yatıyor ise yan dönemezler.. Bu şekilde boğulmalarını önlemek için yan yatma yastığı diye bir yastık vardır. bu kesinlikle alınmalıdır. Ayrıca yeri gelmişken söyleyeyim.. bebekleri uyurken örtmek aslın bir nebze boğulma tehlikesi barındıran bir eylemdir.. mümkün ise örtmek yerine giydirmek daha uygundur.. bebeği hele ki anne sütü alıyorsa isteseniz de üşüterek hasta edemezsiniz demişti doktorumuz.. Uygun ortam ısısı 24 derecedir ve yeni doğmuş bir bebek için bile içerisi 24 dereceyken altına bir kat giysi üstüne de uzun kollu çıt çıt lı yeterli olacaktır.. UNUTMAYIN bebekler üşümekten ziyade terlemekten dolayı hasta olurlar.. Terlememesi ve esintide (ceryanda) kalmaması yeterlidir.
  16. Doktor – En önemli konu aslında..
    • Birinci husus sizin ve annenin doktoruna güveniyor olması.
    • ikinci husus doktorunuzun size yeterince açıklama yapıyor ve sizi bilgilendiriyor olması.
    • üçüncüsü mümkünse ve imkanınız var ise hastaneye değil özel muaynehanesine götürüyor olmanız(hastaneden mikrop kapma riski yüksek..)
  17. Oto Koltuğu – Alacağınız ana kucağı her ne kadar üzerinde 13 kilo yazsa da çocuğunuz 9-10 kilo (8-9 aylık) olduktan sonra ana kucağının içerisinde durmak istemeyeceğinden sıkıntı olmaya başlayacaktır. Oto koltuğu seçerken en önemli konu güvenliktir. 3 gece süren araştırmalarım göstermiştir ki 5 noktadan emniyet kemerli oto koltukları yeterli güvenliği sağlamamaktadır. Önden çarpışmalarda bebeğin kafası bacaklarına kadar katlanmakta ve sonra geri açılmaktadır.. bu durum da ciddi omurilik yaralanmalarına ve boyun kırılmalarına yol açmaktadır. Bu durumda 2 alternatif ortaya çıkmaktadır. Ayrıca koltuklar da kilolarına göre ayrılmaktadır.. ben konuyu 1 kerede çözmek içi 9-36 kg lık bir aralığı kapsayan koltuk aldım.. 9-18 yada 18-36 gibi 2 koltuk ta alabilirsiniz. Örnek olarak Cybex markasını veriyorum ama reccaro gibi markaların da bu tarz koltukları var.. Ben ADAC testlerine bakıp Cybex aldım şahse.. en ucuz da e-bebek te vardı..
    • İlki anakucağı gibi ters olarak bebeğin oturtulduğu modeller ki burada da sıkıntı bebek dışarıyı göremeyecek ve canı sıkılacaktır. Ayrıca bir süre sonra ayakları arka koltuğa değmeye başlayacak ve rahatsız olacaktır. (Cybex Sirona)
    • ikinci si ise göbek kısmında desteği olan ve çarpışma anında bebeğin 2 ye katlanmasını engelleyen model oto koltuğu (Cybex Pallas M-Fix)
  18. İlaç-Paranox-s fitil, devit (d vitamini), SAP gaz için damla.
  19. Ateş – Ateş vücudun bir savunma mekanizmasıdır ve aslında bağışıklık sisteminin aktif olarak çalıştığının bir göstergesidir. 38.3 kritik derecedir.. bundan önce herhangi bir müdahaleye gerek yoktur. aaa çocuğun ateşi 37.5 oldu aman aman yandık gibi bir durum söz konusu değildir. Lakin unutulmaması gereken 37.5 i gördüğünüzde en az yarım saatte bir ateş kontrolü ile takip etmeniz gerekir. 41-42 derecelere kadar ateş bebeğe herhangi bir zarar vermez ama 38.3 ten sonra yukarı gitmemesi için müdahale etmek gerekir ki ateş 40 derecelere çıkmasın. Ayrıca ateş vücudun kendi başına mikroplar ile savaştığının ve aynı zamanda da bağışıklık sistemini geliştirdiğinin bir göstergesidir. sürekli erken müdahale bağışıklık sisteminin gelişmesini yavaşlatır/engeller.
  20. Öpmeyin/Öptürmeyin – Arkadaşlar ben kendi bebeğimi 2 ay hiç öpmedim. sadece kokladım.. Ellerimizi yıkamadan hala dokunmuyoruz. ilk 1 yıl bu konu önemli.. Bebeğin çok fazla ilaç ile haşır neşir olmaması ve özellikle ilk 3 ay bebeğe çok fazla verilebilecek bir ilaç olmaması sebebi ile mikrop kapmaması ve hasta olmaması için elimizden geleni yapmamız gerekmektedir. Elleri yıkamadan dokunmak, herkesin dokunarak sevmesi, kucağa alması.. bunlar yapılmaması gereken tehlikeli hareketler. Kırılacaklar, aman darılırlar.. Kimse sizin bebeğinizden kıymetli değil.. onu sağlığı her şeyden önce gelir.. bırakın kırılıp darılsınlar.. 2 gün sonra barışırsınız.. Hasta olanları da bebeğin yanına sokmayın.. Ayrıca annesi dayanamayıp öpecektir (bundan kaçış yok 🙂 ) mümkünse yüzünden değil ayaklarından falan öpsün 🙂 Bu arada bebekler asla ve asla ellerinden öpülmez ve sevilmez.. ağızlarına en sık soktukları şey elleridir çünkü..
  21. Uçuk – dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan biriside bu.. dudağınızın kenarında çıkmadan önce kendini hissettirir zaten.. hisseder hissetmez hemen batikon sürün.. ciddi şekilde geçiriyor. dudağınızda uçuk var ise bebekten uzak durun. Annede böyle bir durum oluşursa hemen eczaneden gidip maske alın.. Uçuk mikrobik değil virütik bir hastalıktır ve bebeklerin bağışıklık sistemi henüz tam olmadığı için tehlikelidir.
  22. Bebeği Sallamayın – Sallamayın derken tabiki hiç sallamayın diyemiyorum.. çünkü çaresiz kalıp, zorunda kalıcaksınız.. Bıngıldakları oluşmadığı için sarsıntı beyinlerine zarar verebilir.. çok yavaş bir şekilde, çok yavaş ritimli bir tango da dans eder gibi yavaşça sallayabilirsiniz ama mümkünse ve başarabilirseniz hiç ama hiç sallamayın.. Özellikle anneler çocuklarını uyutmaya çalışırken bir noktadan sonra sinirlenip bu ritmi arttırabiliyorlarmış.. bunu sezdiğiniz anda siz müdahale edip çocuğu uyutma görevini anneden o gün için devir alın.. en azından eşiniz sakinleşene kadar..

Bu günlük bu kadar.. Aklıma gelenler şimdilik bunlar.. 2. bölümde görüşmek üzere :)))

 

 

About Tansu Ekinci

Tansu Ekinci Biyografi 1980 yılının 24 Haziran’ ında Kırklareli’nin Babaeski ilçesinde doğmuştur. İlk öğretimini Hamdihelvacıoğlu İlkokulu’nda Ortaokul ve Lise eğitimini Kırklareli Anadolu Lisesi’ nde tamamladıktan sonra Ege Üniversitesi Ege Meslek Yüksek Okulu İşletmeciliği tamamlamış ve ardından İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’ ne Dikey Geçiş Sınavı ile geçerek işletme bölümünü bitirmiştir. Eğitim hayatı boyunca bir hobi olarak orta okul son sınıfta başlayan bilgisayar merakı giderek profeyonelleşmiş ve bir yaşam biçimi haline gelmiştir. Bu sırada çeşitli tüzel kişilere hizmet sunmuş ve bunun sayesinde bilgi işlem sektörünü kendisine meslek olarak seçmiştir. Bu sırada aldığı işletme eğitiminin de kendisine ileride yöneticilik için her zaman faydalı olacağının farkında olmuş ve bu konuyada önem vermiştir. Askerliğini 2005 yılında Muğla İli Ula ilçesinde Kısa Dönem Jandarma Çavuş olarak başarı ile tamamladıktan sonra Profesyonel iş hayatına atılmış ve ilk olarak bir yazılım şirketinde Yazılım Destek Departmanında işe başlamış ve burada mevcut yazılımın kullanımı ile ilgili olarak kullanıcı desteği ve eğitimi vermiştir. Ardından Netron Corparate Solutions şirketine Sistem Mühendisi olarak girmiş buradan da Marm Assistance A.Ş.‘ne geçiş yapmıştır. Ardından bu görevinden ayrılmış ve Limango Ltd.Şti isimli şirkette aynı pozisyonda çalışmaktadır. ޞu anda halen Limango Ltd.Şti. ‘de Senior Microsoft Sistem Mühendisi olarak çalışmaktadır…
This entry was posted in Hayat and tagged , , , , , , , , , , , , , . Bookmark the permalink.

Yorum Yapın: